Hitler Nasıl Lider Oldu?

2. Dünya Savaşında oldukça aktif bir siyasi hayat üstlenmiş olan Hitler’in ismi duyulduğunda akıllara Irkçılığı, genç yaşlı demeden Yahudi aileler üzerinde uyguladığı soy kırımları gelir. Zihinlerimizdeki bu şablon, gerçeklerden çok da farklı değildir elbette. Az önce de belirttiğimiz gibi zamanın Alman Führeri Adolf Hitler, bir diktatördür. Ancak çoğu diktatörlerden onu ayıran çok önemli bir ayrıntı mevcuttur; o da, arkasına halkın desteğini almış olması olmuştur.

Bilindiği üzere 1. Dünya Savaşı sonrasında Almanya, itilaf devletleri ile Versay Antlaşması imzaladı. Elindeki devletler İtilaf devletleri mandasına bırakılmaya başlandı. Almanya’ya büyük bir ekonomik gelir sağlayan Alses-Loren bölgesi de Fransa’ya bırakılmıştı. Tekrardan savaş çıkarılma ihtimalini, İtilaf Devletleri yok etmeye çalışıyordu. Tabi ileride Almanya, İtilaf Devletlerine sürprizler yaşatacaktı.

Versay Antlaşması hükümleri Almanya’ya ağır darbe gibi indi. Yalnızca ekonomik değil, askeri alanda da Almanya’ya da şok yaşatıldı. 15bini donanma olmak üzere, toplam 100 bin asker ile Alman ordusu kısıtlanacaktı. Savaş sanayisi teknolojisinde dünyanın en iyilerinden olan Almanya, savaşlarda kullanabileceği askeri donatımları üretme hakkı da elden alınmıştı.

Almanya’nın ekonomisi, abartılı miktarda savaş tazminatları ile de çökertilmeye çalışılmıştı. Wilson ilkelerince yenilen devletlere, yenenlere savaş tazminatı ödememesi gerekiyordu ancak bu iç açıcı savaş maddesinden, Almanya yararlanamayacaktı. Almanya, ya aç yatıp aç kalkıp, aç çalışıp, sırtlarına kaban alacak kadar bile ekonomi sağlayamayıp itilaf devletlerinin kendilerine acımasızca biçtiği bu borçları ödeyeceklerdi ya da ülkelerine yapılan işgallere devam edilecekti. Almana borcu ödemeyi, çaresizce kabul etti ve bu yola Almanya Merkez Bankası olan Deutsche Bundesbank, karşılıksız marklar basarak girdi ta ki tarihinin en büyük enflasyonunu yaşayana kadar. Bahsettiğimiz bu enflasyon, tüyleri ürpertecek cinsteydi. Yaklaşık olarak 4 trilyon mark, 1 dolara denk geliyordu. Alman ekonomisi zirve çöküşünü yaşadı. Halk yaşanan bu olumsuzluklara karşı tepkiliydi. Mark, değerini o kadar yitirdi ki, 1 tomar parayı saran naylon ip, o bir tomar paranın kendisinden daha maliyetli hale geldi. Deste deste paralar ile çocuklar sokakta oynuyorlardı. Daha sonra mark, piyasadan çekilerek yerine rentenmark adlı bir para birimi getirildi. Rentenmark, geçici süreliğine de olsa Alman halkına nefes aldırdı. Ancak belirttiğimiz gibi yalnızca nefes aldırdı, yoksulluk, sefalet hızla tırmanıyordu ülkede.

Bu gerilim dolu sürecin pik yaptığı nokta ise, 1929 global ekonomik krizin başladığı dönemler oldu. Amerika’da büyük bir ekonomik kriz ile sarsıldı. Bu krizin sebebinin, dönemin Amerika Başkanı Herbert Hoover’in yürüttüğü ekonomi politikaları olduğu düşünülüyor. Kriz sonrası Almanya’nın borcunun altın ile ödemesi tartışıldı. Bu durum, altın rezervlerine sahip olmayan Almanya için, kıyamet demekti. Almanya’da halk tarafından en çok fırçalanan, dönemin şansölyesi, Heinrich Brüning olmuştur. Hükümeti istifaya zorlanmıştır. Daha sonra, Brüning, meclisi feshetme yetkisini kullanarak ülkesini, yeniden seçime sokmuştur. Bu seçimlerde ise seçmen kitlesinin istekleri biraz daha netleşiyordu. Demokrasi ilkesi Almanya’da her geçen gün değerini yitiriyordu komünistlerin ve nasyonal sosyalist işçi partisi olan Nazi’nin oy oranları artıyordu. Bu seçimde de Brüning seçilmişti ama mecliste Hitler ve ekibinin söz hakkı eskiye göre çok daha fazla artmıştı. Derken birkaç seçim daha yaşandı, tabi bu süreçte de Almanya borcunu bir türlü ödeyememişti bu da yetmezmiş gibi Brüning, yanına dışişleri Bakanı’nı alarak diğer Avrupa ülkelerinden borç istiyordu. Bu yaşananlar, Şanlı tarihe sahip olduğunu düşünen Almanları epey kızdırmıştı. Bir sonraki seçim ise cumhurbaşkanlığı, Mareşal Hindenburg’a ait oldu ama Almanya bir türlü refah bulamadı durum daha kötüye bile gidiyordu; sanayi harcamaları kısılmış, emekli ve işçi maaşları azaltılmış, işsizlik ve yoksulluğun Nirvanasına ulaşılmıştı. Bu yaşananlar Adolf Hitler’in işine geliyordu ve yapmış olduğu ateşli mitingleri ile halkın sevgisini kazanıyordu. Tek çare Hitler gibi gözüküyordu.

Siyasi itibar kazanan Hitler’e, şansölye Schleicher kabinesine, şansölye yardımcısı olarak katılması yönünde teklif geldi ancak Hitler bunu kesin bir şekilde reddetti. Ülkeyi bataklıktan kurtaramayan Schleicher, Hitler’in bu kararlılığını da görünce istifa etmek zorunda kaldı. Başka bir alternatif bulamayan Hindenburg, 30 Ocak 1933 tarihinde Adolf Hitler’i şansölye ilan etti. Bu değişim yalnızca Almanya açısından değil, tüm dünya açısından fark yaratacaktı. 31 Ocak sabahı, artık kökü kuruyan değil, kök söktüren bir Almanya’ya merhaba dendi. Halk büyük bir coşkuyla karşıladı Hitler’i. Bu aşamada sonra ne o borçlar ödendi, ne de işgal edilme korkusu yaşandı. İşgalci en büyük güç, Nazilerin yönetimini üstlendiği Almanya idi. İtilaf devletlerinin kurduğu orantısız baskı, kendilerine 2. Dünya savaşında misliyle geri dönecekti. İtilaf bloğunun ısrarla beslediği, Alman kini ve öfkesi artık büyümüştü…


#Almanya, #Hitler, #Nazi, #2. dünya savaşı, #İtilaf devletleri, #1. dünya Savaşı, #Lider, #2. Dünya Savaşı, #1. Dünya Savaşı, #Führeri Adolf Hitler, #diktatör, #şablon, #Almanya, #itilaf devletleri, #Versay Antlaşması, #Alses, #Loren, #bölge, #Fransa, #savaş, #Devlet, #hüküm, #ağır darbe, #darbe, #ekonomik, #askeri, #ordu, #dünya, #sanayi, #tazminat, #Wilson, #naylon, #para, #mark, #sefalet, #yoksulluk, #pik, #kriz, #dönem, #Mareşal, #Hindenburg, #Demokrasi, #Heinrich, #Brüning, #Schleicher, #kabine, #Ülke, #Adolf Hitler, #kin, #öfke

RedElma.com'a Giriş Yapın
RedElma Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!